KİMSESİZ
Gene sıradan bir gündü.
Çocuk odanın içerisinde yürüyordu. Ve bir anda dengesini
kaybedip kapıya çarptı. Arkasını dönüp kapıya “Pardon” dedi. Kapı “Önemli
değil. Ama biraz daha dikkatli ol.” Dedi.
Çocuk kulağındaki kulaklıktan dolayı kapının ona ne dediğini
duyamamıştı. Yatağına doğru gitti. Ve sırt üstü bir şekilde yatağa zıpladı.
Yatak “Öh be arkadaş biraz yavaş ol” dedi. Tabii çocuk bunu da duymadı. Aslında
evin içindeki eşyalar her zaman konuşurlardı ama çocuk bunları duymazdı.
Kulaklığın bir önemi yoktu aslında. Müzik dinlemiyor olsa bile asla nesnelere
önem vermezdi. Onlar ne de olsa cansız birer nesnelerdi. Yavaşça uykuya daldı.
Sabah kalktığında ağlıyordu… Etrafında kimse yoktu.
Rüyasında ailesiyle birlikte eğleniyorlardı. Ama uyandığında kimsesiz olduğunu
fark etti…
KAZA
6 aylıktı.
Annesi ve babası ile
doktor kontrolündelerdi. Eve doğru son model lamborghini arabalarıyla evlerine
gidiyorlardı. Ve kırmızı ışıkta geçen bir kamyon onların arabasına çarpmıştı.
Annesi onunla beraber arka tarafta oturuyordu ve kamyonun geldiğini görünce
hızlı bir şekilde bebeğine sarıldı. Ve o bebeği kurtaran annesinin sarılması
olmuştu. Annesi ve babası o gün vefat ettiler. O günden itibaren ona teyzesi
bakmıştı. 18 yaşına geldiğinde ailesinden kalan mirasını kullanarak kendi evine
çıktı. Bir sene sonra teyzesi de vefat etti. Babasının herhangi bir kardeşi
yoktu. Annesinin de sadece bir kardeşi vardı ve o da bekardı. Şimdi hiç kimsesi
kalmamıştı…
Teyzesine ona annesi olduğunu söylemişti. Ve yaşanılan
olaydan bahsetmemişti. Ancak vasiyetinde yaşananları öğrenmesi için bu çocuğa
bir zarf bırakmıştı. Bu zarfta o kazadan ve mirastan bahsediliyordu.
Çocuk yaşanılanları öğrendi ve bir hafta boyunca kendini
teyzesinin evine kapattı. Düşünceler içerisinde boğuluyordu. Artık hiçbir şey
umurunda değildi. Ama annesinin ona olan sevgisi onu büyülemişti. Tabii ki de
babası da elinden geleni yapmıştı. Ama yapabilecek hiçbir şey yoktu. Onlar
ölmüştü.
Artık hiç kimsesi yoktu. Çocuk yalnızlık içerisinde kavrulup
duruyordu. Uyuşturucuya ve içkiye vurdu kendini. Hiçbir arkadaşı yoktu. Ne
yapacağını bilmiyordu. Artık müzikten de bıkmaya başlamıştı. Partiden partiye
geçiyordu. Ona uyuşturucu sağlayan sözde arkadaşları vardı. Ama onlara karşı
hiçbir şey hissetmiyordu. Hafta da iki üç defa birileriyle yatıyordu. Sadece
zaman geçiriyordu.
NESNELER
İşte o sabah kulaklığını bir kenara fırlattı ve intihar
etmeye karar vermişti. Yalnızlık onu yiyip bitiriyordu. Tam o sırada bir ses
duydu. Ses kulaklıktan geliyordu. “Biraz
insan ol be hayvan herif!”
Kulaklığa baktı ve kendinde olmadığını biliyordu ve
halüsinasyon olduğunu düşündü. Kulaklığa baktı ve ondan özür diledi. Masasında
duran hapları aldı ve koltuğa zıpladı. Koltuk “Yeter artık! Zıplaya zıplaya
mundar etin beni” dedi. Önünde duran sandalyeyi aldı ve koltuğa hızlı bir
şekilde attı. Koltuk delinmişti. Koltukta sandalye de sinirlenmişti ve aynı
anda çocuğa küfür ettiler. Çocuk hapları bir kenara fırlattı. Haplar da
söyleniyordu ama artık hiçbir şey duymaz olmuştu. Ve eline bir kibrit aldı.
Koltuğu ateşe verdi. Daha sonra halıyı tutuşturdu. Tüm nesnelerden nefret
etmişti. Onlar bile oturup kalkmasını istemiyordu. Her şeyden nefret ediyordu.
Ve bu lanet evi de onunla beraber yok edecekti.
Kısa bir zamanda tüm ev alev almıştı. Kendisi de derisindeki
sıcaklığı hissediyordu. Evde ki tüm eşyalar haykırıyordu ama çocuk
gülümsüyordu. Belki de hayatında ilk defa gülümsüyordu.
Ölmeden önce ilk defa gülümsüyordu.
Mutluydu!
Çünkü alevlerde onu yakmaktan memnundu! İlk defa yanında
birini hissetti. Ölüm Meleği onu almaya gelmişti ve o da çocuğun canını
almaktan memnundu. Ölmeden önce ona yardım eden iki arkadaş edinmişti. Ve mutlu
bir şekilde hayata gözlerini yumdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder